ARABULUCULUK NEDİR ?

ARABULUCULUĞA EGEMEN İLKELER VE ARABULUCULUĞA ELVERİŞLİLİK

GİRİŞ

Hukukun gelişimi ve değişen toplumsal ihtiyaçlar, uyuşmazlıkların çözümünde alternatif yöntemlerin önemini artırmıştır. Geleneksel yargılama süreçlerinin uzun sürmesi, maliyetli olması ve taraflar arasındaki ilişkileri olumsuz etkileme potansiyeli, tarafları daha hızlı ve dostane çözüm yollarına yönlendirmektedir. Bu bağlamda, arabuluculuk, hukuki uyuşmazlıkların çözümünde etkin bir yöntem olarak ön plana çıkmaktadır.

Arabuluculuk, tarafların kendi iradeleriyle bir araya gelerek tarafsız bir üçüncü kişi eşliğinde müzakerelerde bulunduğu, gönüllülüğe ve gizliliğe dayalı bir süreçtir. Bu süreçte arabulucu, taraflar arasında köprü kurarak onların daha etkin bir şekilde iletişim kurmalarına ve uyuşmazlıklarını çözüme kavuşturmalarına yardımcı olur.

Arabuluculuk sürecinin başarılı olabilmesi, bu yönteme egemen olan belirli ilkelere sıkı bir şekilde bağlı kalınmasına bağlıdır. Gönüllülük, gizlilik, tarafsızlık ve bağımsızlık gibi ilkeler, sürecin adil, etkin ve sürdürülebilir bir şekilde ilerlemesini sağlar. Sürecin taraflar için güvenilir ve çekici hale gelmesi, bu ilkelerin etkin uygulanmasıyla mümkün olmaktadır [1]

Arabuluculuğun etkili bir uyuşmazlık çözüm yöntemi olup olmadığı, büyük ölçüde uyuşmazlık konusunun arabuluculuğa elverişliliğiyle ilişkilidir. Hukuki ve fiili uyuşmazlıkların doğası, taraflar arasındaki güç dengesi ve uyuşmazlık konusunun niteliği, arabuluculuğun uygun olup olmadığını belirleyen temel unsurlardır. Özellikle iş, ticaret ve aile hukuku gibi ilişkisel uyuşmazlıkların çözümünde arabuluculuk sıklıkla tercih edilmektedir.

Bu çalışmada, arabuluculuk kavramı, bu yöntemin temel ilkeleri ve bir uyuşmazlığın arabuluculuğa elverişli olup olmadığını belirleyen faktörler ele alınacaktır. Bu bağlamda, arabuluculuk sürecinin işlevselliği ve taraflar üzerindeki etkisi incelenerek, yöntem hakkında kapsamlı bir değerlendirme yapılacaktır.

I.ARABULUCULUK KAVRAMI

Günümüz dünyası, çıkar çatışmaları ve uyuşmazlıklarla şekillenmiş bir yapıya sahiptir. Hem özel yaşamda hem de iş hayatında menfaat çatışmaları ve uyuşmazlıklar sıkça karşımıza çıkmaktadır. Arabuluculuk yöntemi, uyuşmazlıkların devlet mahkemelerine taşınmadan çözülmesini sağlayarak toplumsal barışa katkıda bulunmayı amaçlar. Bu yöntemin temelinde, toplumdaki bireylerin huzur içinde ve çatışmalarını en aza indirerek birlikte yaşamalarını sağlama düşüncesi bulunmaktadır.[2] Aynı zamanda arabuluculuk, alternatif uyuşmazlık çözüm yolları arasında yer alan en yaygın şekilde yöntemlerden biridir

Arabuluculuk Kanun Tasarısının[3] 2. Maddesine göre; arabuluculuk, sistematik teknikler uygulayarak, görüşmek ve müzakerelerde bulunmak amacıyla tarafları bir araya getiren, onların birbirlerini anlamalarını ve bu suretle çözümlerini kendilerinin üretmesini sağlamak için aralarında iletişim sürecinin kurulmasını gerçekleştiren, uzmanlık eğitimi almış olan tarafsız ve bağımsız bir üçüncü kişinin katılımıyla ve ihtiyari olarak yürütülen uyuşmazlık çözüm yöntemidir.

Doktrinde[4], arabuluculuk “tarafların aktif bir şekilde katılım gösterdiği, gönüllülüğe ve gizliliğe dayalı bir süreç” olarak da tanımlanmaktadır.

Toparlamak gerekirse arabuluculuk, tarafların uyuşmazlıklarını hızlı, gizli ve maliyet etkin bir şekilde çözmek amacıyla tarafsız ve bağımsız bir üçüncü kişinin (arabulucu) yardımıyla müzakere yürüttükleri alternatif uyuşmazlık çözüm yöntemlerinden biridir. Arabuluculuk, hem hukuki hem de sosyal uyuşmazlıkların çözümünde etkili bir yöntem olarak kabul edilmektedir ve günümüzde özellikle iş, ticaret ve aile uyuşmazlıklarında yaygın bir şekilde kullanılmaktadır.

II.ARABULUCULUĞA EGEMEN İLKELER

Arabuluculuk, tarafların gönüllü katılımıyla gerçekleşen ve karşılıklı güven ile iş birliğini esas alan bir alternatif uyuşmazlık çözüm yöntemidir. Bu yöntemin etkili olabilmesi, tarafsızlık, gizlilik, eşitlik ve gönüllülük gibi temel ilkelere uygun bir şekilde yürütülmesine bağlıdır. Bu ilkeler, yalnızca sürecin adil ve etkin bir şekilde işlemesini sağlamakla kalmaz, aynı zamanda taraflar arasında uzlaşının sağlanmasını kolaylaştırır. Nitekim, arabuluculuğun toplumda yaygınlaşması ve barış kültürünün güçlenmesi, bu ilkelere bağlı kalınarak sürdürülen süreçlerle mümkündür.[5] Bu çalışmada arabuluculuğun temel ilkelerinden olan gönüllülük, gizlilik ve eşitlik konuları ayrıntılı olarak incelenecektir

A.İRADİLİK

İradilik ilkesi, tarafların tamamen kendi iradeleriyle ve dış etkilerden bağımsız bir şekilde arabuluculuk sürecine katılmalarını ifade eder. Aynı şekilde, arabulucunun da dış etkilerden bağımsız kalarak taraflara uyuşmazlığın çözümünde yardımcı olması gereklidir. Bu ilkeye uygun bir şekilde yürütülen arabuluculuk faaliyetleri, süreçten beklenen faydaların elde edilmesini sağlar. Ancak iradilik ilkesini sınırlayan tüm iç ve dış faktörler – örneğin, taraflardan birinin ekonomik durumu, aralarındaki arkadaşlık ya da iş ilişkisi gibi etkenler  tespit edilmeli ve analiz edilmelidir. Ayrıca, iradilik ilkesi, tarafların arabuluculuk sürecinden istedikleri anda çekilme hakkına sahip olmalarını da kapsar.[6]

 İradilik, arabuluculuk sürecinde iki farklı şekilde kendini gösterir: Bunlardan ilki, tarafların arabuluculuk sürecine katılma konusunda özgür iradeleriyle karar vermeleridir; diğeri ise uzlaşma sağlanması durumunda, anlaşmanın yapılması konusunda tarafların gönüllü olmalarıdır.[7]

Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu’nun 3.maddesinin birinci fıkrasında ve 2. Maddesinin (b) bendinde bu husus açıkça görülmektedir. Bununla birlikte, bazı ülkelerde uyuşmazlıkların mahkemede incelenebilmesi için yargılama öncesinde veya yargılama sırasında arabuluculuğun bir çözüm yöntemi olarak denenmesini zorunlu kılan düzenlemeler bulunmaktadır.[8] Bu tarz düzenlemeler her ne kadar arabuluculuğun gönüllülük ilkesine aykırılık teşkil etse de düzenlemelerin asıl amacının arabuluculuğu daha yaygın ve işlevsel hale getirilmesi olduğu kanaatindeyiz. Arabuluculuğa katılım konusunda bazı farklı uygulamalar bulunsa da, her durumda katılımcıların uzlaşmaya varma konusunda tam bir özgürlükleri bulunmaktadır. Mahkemelerin arabuluculuğu zorunlu kıldığı durumlarda bile, sürece devam edip etmeme kararı tarafların iradesine bağlı olduğu için gönüllülük ilkesi geçerliliğini korumaktadır. Tarafların her an müzakere masasında kalmayı tercih etmeleri, bu ilkenin bir yansımasıdır. Aynı şekilde, arabuluculuk sürecinden istedikleri zaman çekilebilme hakları da bu özgürlüğün bir başka ifadesidir.[9]

B.EŞİTLİK İLKESİ

Arabuluculukta eşitlik ilkesi, arabuluculuk sürecinde tüm taraflar eşit haklara sahip olduğunu ve hiçbir taraf diğerinden üstün bir konumda olmadığı anlamına gelmekte olup, tarafların haklarını adil bir şekilde savunmalarını sağlar.

HUAK’nin 3. Maddesinin 2. Fıkrasında “Taraflar, gerek arabulucuya başvururken gerekse tüm süreç boyunca eşit haklara sahiptirler’’  hükmü ile HUAKY’nin 5. Maddesinin 2. Fıkrasında “Taraflar, gerek arabulucuya başvururken gerekse süreç boyunca eşit haklara sahiptirler. Taraflardan biri arabuluculuk sürecinin dışında bırakılamayacağı gibi söz hakkı da diğerine göre kısıtlanamaz’’ düzenlemeleri kanun koyucunun eşitlik ilkesine verdiği önemi göstermektedir. Belirtilen unsurların yerine getirilebilmesi için, arabulucunun taraflar arasında eşit mesafede durması ve süreç boyunca taraflara eşit şekilde muamele etmesi büyük bir önem taşımaktadır. Bu bağlamda, ilgili hukuki düzenlemelerin, Anayasa’nın 10. maddesinde yer alan eşitlik ilkesinin arabuluculuk sistemi çerçevesinde somut bir uygulama biçimi olarak değerlendirilebileceği ifade edilebilir.[10]

C. GİZLİLİK İLKESİ

  1. Gizlilik İlkesinin Kapsamı

Tarafların arabuluculuk yolunu tercih etmesinde en önemli faktörlerden biri gizlilik ilkesidir. Gizlilik, uyuşmazlık yaşayan tarafların toplumsal ve ticari itibarlarını koruyarak, ilişkilerinin gelecekte de sürdürülebilir olmasını sağlayan önemli bir unsurdur.[11] Uyuşmazlık sürecinde taraflar arasında paylaşılan bilgi ve belgelerin gizli tutulması, tarafların arabuluculuk yöntemine yönelme konusundaki güvenini artırarak, bu yöntemi tercih etmelerini teşvik edebilir.[12] Kanunda gizlilik ilkesi, “Taraflar aksi kararlaştırmadıkça, arabulucu arabuluculuk sürecinde edindiği bilgi ve belgeleri ile tuttuğu kayıtları gizli tutmakla yükümlüdür. Aynı şekilde, taraflar da aksi bir karar alınmadıkça gizlilik kuralına uymak zorundadır” (md. 4/1, md. 4/2) ifadeleriyle düzenlenmiştir. Bu düzenlemeye göre gizlilik ilkesi, hem arabulucu hem de taraflar açısından iki farklı boyutta ele alınmaktadır. Arabulucu, süreç sırasında elde ettiği bilgi ve belgeleri, tarafların açık onayı veya yasal bir düzenlemenin izin vermesi dışında kimseyle paylaşamaz. Bu yükümlülük, arabulucuyu sır saklama yükümlülüğü altında olan kişiler arasında konumlandırır. Benzer şekilde, taraflar da arabuluculuk görüşmeleri sırasında birbirlerinden öğrendikleri ya da edindikleri bilgileri gizli tutma yükümlülüğü altındadır.

Ancak, söz konusu gizlilik kuralı için de bazı sınırlamalar getirilebilir. Gizliliğin sınırlandırılabileceği durumlardan biri, tarafların rızasının bulunmasıdır. Arabulucu, özel oturumlarda edindiği bilgileri, bilgi sağlayan tarafın onayı olmadan diğer tarafa aktaramaz. Ancak, belirli bilgilerin uygun bir zamanda ve şekilde paylaşılmasının yararlı olacağı durumlar ortaya çıkabilir. Böyle bir durumda, arabulucu bu bilginin açıklanmasının sağlayacağı faydaların, oluşturabileceği risklerden daha ağır bastığını tarafına açıklayarak, gizlilikten feragat edilmesi için rızasını alabilir.[13]

Gizliliğin sınırlandırılabileceği bir diğer durum ise, kanun tarafından bu yönde bir düzenleme yapılmış olmasıdır. Arabuluculukta gizliliğin bu şekilde sınırlandırılması, bazı durumlarda ispat gereksiniminin gizlilik ilkesine üstün gelmesinin bir sonucudur. Örneğin, ABD’de bazı eyalet yasalarında bu konuda istisnalar öngörülmüştür.[14]

  1. Gizlilik İlkesinin Sonuçları

Gizlilik ilkesinin bir başka sonucu, arabulucunun veya arabuluculuk sürecine katılan kişilerin, uyuşmazlıkla ilgili olarak devlet yargılamasında tanıklık yapamamasıdır.[15]

Gizliliğin sağlanması amacıyla Kanun’un 33. maddesinde özel bir ceza hükmüne yer verilmiştir. Bu düzenlemeye göre, arabuluculuk süreci kapsamında gizliliği ihlal ederek bir kişinin hukuken korunan menfaatine zarar verenler, altı aya kadar hapis cezasıyla cezalandırılır. Bu suçtan dolayı soruşturma ve kovuşturma yapılabilmesi, zarar gören kişinin şikâyette bulunmasına bağlıdır. Ayrıca, Kanun’un 4. maddesinin birinci fıkrasında yer alan düzenleme ile 33. maddedeki ceza hükmünün, arabulucunun sır saklama yükümlülüğünü somut bir şekilde desteklediği de ifade edilmelidir. Zira gizlilik ilkesine uyulması, genellikle sır saklama yükümlülüğüne riayet edilmesi şeklinde kendini göstermektedir.[16

D. Diğer İlkeler

H.U.A.K. çerçevesinde arabuluculuk sürecine ilişkin temel ilkelerden iradi olma ve eşitlik ile delil ve tanıklık yasağı öne çıkmaktadır. Bununla birlikte, süreçte etkili olan başka ilkeler de bulunmaktadır. Bu ilkelerden bazıları yasal düzenlemelerde yer almakla birlikte, daha genel anlamda arabuluculuğun doğasına özgüdür. Bu ilkeler şu şekilde sıralanabilir:[17]

  • Arabuluculuk sürecinin bir arabulucu tarafından yürütülmesi,
  • Arabulucunun tarafsız bir tutum sergilemesi,
  • Arabulucunun bağlayıcı karar alma yetkisine sahip olmaması,
  • Arabulucunun yetkisinin tarafların rızasına dayanması,
  • Sürecin karşılıklı mutabakata dayalı bir çözüme odaklanması,
  • Uyuşmazlığın çözümünü sağlamayı amaçlaması,
  • Çözüm sürecinin kolaylaştırılması için uygun zemin oluşturulması,
  • Güvenli bir müzakere ortamının sağlanması,
  • Uyuşmazlık çözümünde iletişim yetkisinin doğrudan taraflarda bulunması,
  • Süreç boyunca gizliliğin korunması,
  • Arabulucunun taraflara bağımsız tavsiyelerde bulunmaktan kaçınması

III. ARABULUCULUĞA ELVERİŞLİLİK  

Arabuluculuğa elverişlilik, bir uyuşmazlığın arabuluculuk yöntemiyle çözülmeye uygun olup olmadığını belirleyen bir kavramdır. Bu uygunluk, uyuşmazlığın niteliği, tarafların beklentileri ve yasal çerçeve gibi çeşitli faktörlere bağlıdır. Arabuluculuk, tarafların gönüllü katılımıyla gerçekleşen alternatif bir uyuşmazlık çözüm yöntemidir; ancak her uyuşmazlık bu yönteme uygun olmayabilir.

A. Hukuki Elverişlilik

Türk Hukuku’nda, özellikle 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu’na göre, tarafların serbestçe tasarruf edebileceği haklar arabuluculuğa elverişlidir. Bu kapsama alacak davaları, işçi-işveren uyuşmazlıkları ve ticari anlaşmazlıklar girmektedir. Ancak, ceza hukuku gibi kamu düzenini ilgilendiren alanlar genellikle arabuluculuğa elverişli kabul edilmez. Örneğin, aile içi şiddet iddiasını içeren uyuşmazlıklar arabuluculuğa elverişli değildir. [18]

B.Tarafların İlişkisi

Arabuluculuğun başarısı, taraflar arasındaki ilişkinin niteliğine de bağlıdır. Özellikle uzun vadeli bir ilişkiyi (örneğin iş ortaklıkları veya aile bağları) koruma isteği, arabuluculuğa elverişliliği artırabilir. Ancak, taraflar arasında ciddi bir düşmanlık veya güven kaybı varsa, arabuluculuk sürecinin başarılı olma ihtimali düşebilir.

C. Uyuşmazlığın Konusu

Uyuşmazlığın karmaşıklığı, maddi ve manevi boyutları arabuluculuğa elverişliliği etkiler. Örneğin, teknik uzmanlık gerektiren ticari anlaşmazlıklar veya duygusal boyutu olan aile uyuşmazlıkları arabuluculuğa uygundur. Ancak, kamu düzenini veya üçüncü tarafları etkileyen durumlar genellikle mahkemelerde çözülmelidir. Özellikle anonim şirketler hukukundan doğan bazı uyuşmazlıkların arabuluculuğa elverişliliği tartışmalıdır. [19] 

SONUÇ

Arabuluculuk, modern hukuk sistemlerinde uyuşmazlıkların çözümüne yenilikçi bir yaklaşım sunarak, mahkeme süreçlerinin ağır iş yüküne bir alternatif olarak önemli bir yer edinmiştir. Tarafların gönüllülük esasına dayalı olarak kendi çözümlerini ürettiği bu süreç, yalnızca hukuki değil, aynı zamanda toplumsal barışa da katkı sağlayan bir yöntemdir. Arabuluculuğun temel ilkeleri olan gönüllülük, gizlilik, tarafsızlık, bağımsızlık ve çözüm odaklılık, sürecin etkinliğini ve taraflar için çekiciliğini artıran temel unsurlar arasında yer alır.

Ancak arabuluculuğun etkili bir çözüm yöntemi olup olmadığını belirleyen en önemli faktörlerden biri, uyuşmazlık konusunun bu yönteme elverişliliğidir. Özellikle ilişki yönetiminin önemli olduğu iş, ticaret ve aile uyuşmazlıklarında arabuluculuk, tarafların uzun vadeli ilişkilerini korumasına ve güçlendirmesine olanak sağlar. Bununla birlikte, kamu düzenini ilgilendiren, tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edemeyeceği ceza hukuku veya boşanma kararı gibi konuların arabuluculukla çözülemeyeceği de açıktır.

Kendi değerlendirmem ise, arabuluculuğun sadece bir uyuşmazlık çözüm aracı değil, aynı zamanda toplumdaki bireyler arasında diyalog ve uzlaşma kültürünü teşvik eden bir mekanizma olduğudur. Arabuluculuk, bireylerin sorunlarını yargı dayatması olmadan, kendi çözümlerini üretme becerisini geliştirmektedir. Bu durum, adaleti sadece bir karar değil, aynı zamanda bir süreç olarak görmeyi mümkün kılar. Taraflar sürece aktif olarak katıldıkları için, arabuluculuk sonucunda varılan çözümün benimsenme oranı oldukça yüksektir ve bu durum, kalıcı barışı sağlama potansiyelini artırmaktadır.

Sonuç olarak, arabuluculuk, çatışmaların çözümünde yalnızca hukuki değil, insani bir yaklaşım sunarak, uyuşmazlıkların hızlı, ekonomik ve taraflarca kabul edilebilir bir şekilde çözülmesine imkân tanımaktadır. Ancak yöntemin başarısı, yalnızca hukuki düzenlemelere değil, toplumun arabuluculuk kültürünü benimsemesine de bağlıdır. Bu nedenle, arabuluculuğun yaygınlaştırılması, yalnızca hukukçuların değil, tüm toplumun ortak bir sorumluluğudur.

[1] Tanrıver,Süha; Alternarif Uyuşmazlık Çözümleri,1, Baskı, Yetkin Yayıncılık, Ankara,2023, s. 3

[2] Taşpolat Tuğsavul, Melis; “Arabuluculuk Kanun Tasarısı Çerçevesinde Türk Hukukunda Arabuluculuk”, Bahçeşehir Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Yayınlanmamış Yüksek Lisans Tezi,2009

[3] Adalet Bakanlığı tarafından hazırlanmış olan Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Tasarısı” 14.05.2008 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisine sevk edilmiş, Adalet Komisyonunun 07/05/2012

Tarihli raporu ile birlikte 22.06.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu olarak kanunlaşmıştır.

[4] Özbek Mustafa; Alternatif Uyuşmazlık Çözümü, 2.Baskı, Yetkin Yayıncılık, Ankara,2009,

[5] Özbek ,s.75

[6] Taşpolat Tuğsavul, s.90

[7]Kekeç,Elif; “Arabuluculuk Yoluyla Uyuşmazlık Çözümünde Temel Aşamalar ve Taktikler”, İzmir Dokuz Eylül Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Doktora Tezi,2010, s.85

[8] Kekeç, s.86

[9] Kekeç,s. 95

[10] Tanrıver,Süha; Alternatif Uyuşmazlık Çözümleri,1, Baskı, Yetkin Yayıncılık, Ankara,2023, s. 89

[11] Tanrıver,s.89-90

[12] Taşpolat Tuğsavul,s.112

[13] Kekeç,s.98

[14] Kekeç,s.99

[15] Tanrıver,s.90

[16] Tanrıver, s.91

[17] Tosun,Burak; “Arabuluculuk Sürecinin Başlaması, Cereyanı ve Sona Ermesi ile Sürece Egemen Olan İlkeler”, https://www.yaziciao.com/wp-content/uploads/2019/09/arabuluculuk_sureci-burak_tosun-haziran_2016.pdf,(2024)

[18] Dağlıoğlu, Duygu; “Aile Hukukuna İlişkin Uyuşmazlıklarda Arabuluculuk”, Ankara Sosyal Bilimler Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi , Aralık 2020, s.2, s.551-87

[19] Eminoğlu, Cafer; “Anonim Şirketler Hukuku Uyuşmazlıklarının Arabuluculuğa Elverişliliği ve Elverişliliğin Tespitinde Ölçüt Önerileri”, Ticaret Ve Fikri Mülkiyet Hukuku Dergisi, c.7, s.2, 2021, ss. 271-9. 

error: Content is protected !!